Psikolog ara

Arkadaş Kaybının Ardından: Yasın Görülmeyen Tarafı

Arkadaş Kaybının Ardından: Yasın Görülmeyen Tarafı

Her kayıp aynı ölçüde görünür değildir. Arkadaş kaybı yaşayan kişilerin deneyimlerinin nasıl gözden kaçabildiğini, tanınmayan yasın etkilerini ve hem yas yaşayan kişinin hem de çevresinin bu süreçte nelere dikkat edebileceğini ele alıyoruz.

Bir yakınını kaybeden kişiye “Başın sağ olsun” derken çoğu zaman aklımıza aile üyeleri gelir. Eşini, ebeveynini, çocuğunu ya da kardeşini kaybeden birinin yas yaşaması çevresi tarafından kolaylıkla anlaşılır. Ancak insanların hayatındaki önemli ilişkilerin tamamı akrabalık bağıyla kurulmaz. Bazen yıllardır hayatımızda olan, hemen her gün konuştuğumuz, zor zamanlarımızı bilen ve geçmişimizin önemli bir bölümüne tanıklık etmiş kişi bir arkadaşımızdır.

Bu nedenle bir arkadaşın ölümü de kişinin hayatında ciddi bir kayıp yaratabilir. Buradaki önemli nokta, farklı kayıpları birbiriyle yarıştırmak değildir. Bir kaybın etkisini yalnızca “Kim öldü?” sorusuyla değil, “Bu kişi hayatımda nasıl bir yere sahipti?” sorusuyla da değerlendirmek gerekir. Araştırmalar, kaybedilen kişiyle kurulan ilişkinin yakınlığının yasın yoğunluğunu anlamada önemli olduğunu göstermektedir. Bir ilişkinin toplumdaki adı, o ilişkinin insanın hayatındaki yerini bütünüyle anlatmaz. Bazen kaybedilen kişi “arkadaş”tır; fakat onunla birlikte kaybedilen şey yılların yakınlığı, ortak bir geçmiş ve günlük hayatın önemli bir parçasıdır.

Bazı Yaslar Neden Daha Az Görülür?

Tanınmayan yas (disenfranchised grief) kavramı, kişinin yaşadığı kaybın veya yas tutma hakkının çevresi ve toplum tarafından yeterince tanınmadığı durumları anlatır. Bu tanınmama her zaman açık biçimde “Üzülmemelisin” denmesiyle gerçekleşmez. Bazen kimin yasının daha önemli kabul edildiği, kimin cenazede merkeze alındığı, kimin nasıl olduğu sorulduğu veya kimden kısa sürede günlük hayatına dönmesinin beklendiği üzerinden ortaya çıkar.

Arkadaş kaybı buna açık bir örnek olabilir. Cenaze ve sonrasındaki desteğin büyük ölçüde aileye yönelmesi doğaldır; ancak bu sırada yakın arkadaşların yaşadığı kayıp gözden kaçabilir. Sorun yalnızca çevreden yeterli destek görememek değildir. Kişi zamanla kendi yasını da küçümsemeye başlayabilir. “Ailesinden biri değildim”, “Benden daha çok üzülmesi gereken insanlar var” ya da “Artık bunu aşmış olmam gerekirdi” gibi düşünceler, zaten zor olan kayba ikinci bir yük ekleyebilir. Bir ilişkinin toplumdaki adı, o ilişkinin insanın hayatındaki yerini bütünüyle anlatmaz. Bazen kaybedilen kişi “arkadaş”tır; fakat onunla birlikte kaybedilen şey yılların yakınlığı, ortak bir geçmiş ve günlük hayatın önemli bir parçasıdır.

Arkadaş Kaybı Yaşayan Birine Nasıl Yaklaşılmalı?

Arkadaşını kaybeden birine yaklaşırken ilk önemli nokta, kaybın önemini ilişkinin adı üzerinden değerlendirmemektir. “Sonuçta arkadaşındı” ya da “Ailesi için daha zor olmalı” gibi karşılaştırmalar, kişinin yaşadığı kaybın görülmediği hissini güçlendirebilir. Arkadaş kaybının toplum tarafından aile kayıpları kadar tanınmayabilmektedir ve bu nedenle kişi daha az destek görebilmektedir.

Destek verirken kişinin ne kadar üzülmesi gerektiğini belirlemeye çalışmak yerine, ilişkinin onun için ne ifade ettiğini anlamaya çalışmak daha işlevseldir. Çünkü kaybedilen arkadaşla kurulan ilişkinin yakınlığı, yas sürecini en çok etkileyen faktörlerden birisidir.

Pratikte şu yaklaşımlar daha yardımcı olabilir:

Kaybı doğrudan kabul etmek: “Onun senin için önemli biri olduğunu biliyorum” gibi basit bir ifade, kaybı küçümsemeden tanır.

Dinlemek, hemen çözüm üretmeye çalışmamak: Kişinin arkadaşından, ölümden veya ortak anılarından söz etmesine izin vermek çoğu zaman tavsiye vermekten daha değerlidir.

Arkadaşından bahsetmekten kaçınmamak: Ölen kişinin adını söylemenin kişiyi mutlaka daha kötü yapacağı varsayımı doğru değildir. Kişi konuşmak istiyorsa anıları paylaşmak destekleyici olabilir.

Acıları karşılaştırmamak: “En azından…”, “Ailesini düşün”, “Daha kötüsü de olabilirdi” gibi ifadeler genellikle yardımcı olmaz.

Bir süre sonra desteği tamamen çekmemek: İlk günlerde çok sayıda kişi destek verirken haftalar ve aylar sonra çevrenin eski hayatına dönmesi mümkündür. Oysa kayıp yaşayan kişi için süreç devam ediyor olabilir.

Somut destek önermek: “Bir şeye ihtiyacın olursa söyle” yerine “Bu hafta bir kahve içmek ister misin?” veya “İstersen cenaze sonrası şu işle ilgilenebilirim” gibi belirgin teklifler daha kullanılabilir olabilir.

Yas için bir takvim koymamak: “Artık toparlanman lazım” gibi beklentilerden kaçınmak önemlidir. Kişinin bazı dönemlerde daha iyi olup bir doğum günü, ortak mekân veya şarkıyla yeniden yoğun üzüntü yaşaması olağandışı değildir.

Burada amaç kişiyi sürekli kayıp hakkında konuşmaya zorlamak da değildir. Bazı insanlar anlatmak isterken bazıları bir süre gündelik hayatlarına devam etmeyi tercih edebilir. “Konuşmak istersen buradayım” diyebilmek ve kişinin ihtiyacına göre yanında kalmak, çoğu zaman en dengeli yaklaşımdır.

Arkadaşınızı Kaybettiyseniz

Yas için herkese uygulanabilecek tek bir yöntem yoktur,her bir yas süreci biriciktir. Yine de arkadaş kaybının kolayca küçümsenebildiğini bilmek, bazı somut noktalara özellikle dikkat etmeyi yararlı hale getirebilir:

• Acınızı başka insanların acısıyla karşılaştırmak zorunda değilsiniz. Arkadaşınızın ailesinin yaşadığı kaybı kabul etmek, sizin kaybınızı önemsiz hale getirmez. Ne kadar üzülmeye “hakkınız olduğunu” kanıtlamanız gerekmez.

• Kayıptan konuşabileceğiniz insanları seçin. Güvendiğiniz birine yalnızca “kötüyüm” demek yerine, arkadaşınızdan konuşmak istediğinizi, bazen sadece dinlenmeye ihtiyaç duyduğunuzu veya belirli günlerde yanınızda olmasının iyi geleceğini söyleyebilirsiniz.

• Arkadaşınız için size anlamlı gelen bir hatırlama biçimi oluşturabilirsiniz. Birlikte gidilen bir yere gitmek, fotoğrafları düzenlemek, ona bir mektup yazmak, ortak arkadaşlarla anıları konuşmak veya belirli bir günde küçük bir anma yapmak bazı kişiler için kaybın hayatlarındaki yerini ifade etmenin bir yolu olabilir.

• Günlük yaşamı tamamen bırakmadan yükünüzü bir süre azaltmak mümkün olabilir. Uyku, beslenme, iş ve sosyal temas gibi temel rutinleri mümkün olduğunca korurken bazı günlerde kendinizden daha az şey beklemek daha gerçekçi olabilir.

Yasın kendisi bir hastalık değildir ve yoğun üzüntü yaşamak tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez. Ancak kayıpla ilişkili sıkıntı uzun süre çok yoğun biçimde devam ediyor, kişinin işini, sosyal ilişkilerini veya günlük sorumluluklarını belirgin biçimde etkiliyor ya da kişi yaşadıklarıyla baş etmekte zorlanıyorsa bir uzmandan destek alınabilir.

Bu belirtileri kendinizde fark ediyor musunuz? Kendiniz olabileceğiniz bir uzman seçin.
Uzman bul

Benzer makaleler

Tüm makaleler